Teverruk İşlemi Hangi Hallerde Yapılabilir?

 Katılım bankaları aslında ortaklık yoluyla topladıkları fonu yine ortalık sistemiyle işletip yatırımcılarına kâr sağlayacak idiler. Ancak zaman içerisinde ahlâkî, hukûkî ve ticârî haklı gerekçelerle katılım bankaları ortaklık yapamaz oldular. Bütün dikkatlerini murâbahaya yönlendirdiler. Murâbaha işlemi ise müşterilerinin yalnızca mal taleplerine cevap vermeye uygun bir ticâret yöntemidir. Halbuki katılım bankalarının yalnızca mal alım satımlarında değil zaman zaman doğrudan nakit problemi yaşadıklarında da müşterilerinin yanında olabilmeleri önem arzetmektedir. İslâm hukûku fâizi yasaklamıştır ancak şirketlerin ve bireylerin nakit sıkıntısı duyduklarında nakde ulaşmak için “gerçek” ticârî işlemler yapmalarını yasaklamamıştır.

Katılım bankasının müşterisine vâdeli bedelle sattığı mal, söz konusu müşteri tarafından başkalarına peşin satılabilir. Örneğin bankadan murâbaha ile alınan bir araç peşin bedelle üçüncü taraflara satılabilir. Bu durumda banka müşterisi nakde ulaşmış olur ki bu işleme teverruk denilir. Bunun gayr-ı meşrû olduğu söylenemez. Bununla birlikte katılım bankaları aracılığıyla emtia borsalarından mal alıp satarak yapılan teverruk satışının normal bir alım satım olduğu da iddia edilemez. Yani nakit ihtiyacı duyan bir firmaya katılım bankasının emtia borsasından çelik, bakır, platin veya demir alarak vâdeli satması ve daha sonra firmaya vekâleten söz konusu emtiayı yine borsada nakit satarak müşterisini paraya ulaştırması normal bir alım satım işlemi değildir. Fakat normal olmamak dinen gayr-ı meşrû sayılmayı gerektirmez. Sadece alışılmış olmadığı anlamına gelir. Bu sebeple katılım bankalarının bu işlemi yapabilmeleri için nakit ihtiyacının neden kaynaklandığı ve nakit bulunmazsa firmanın ya da bireyin yaşayacağı sıkıntının boyutu gözönünde tutulmaktadır. Burada zarûretler mahzurlu şeyleri mübah kılar kaidesi ile “kolaylaştırınız zorlaştırmayınız” ilkesi nazar-ı itibara alınmaktadır. Ayrıca muâmelâtta kolaylaştırıcı yorum esastır.

Şahısların ve firmaların yaşadıkları nakit problemleri çeşitli gerekçelere dayanmakta ve nakit sıkıntısı aşılmadığı takdirde sonucu da farklı olabilmektedir. Örneğin şahısların bireysel arzuları ya da kurumların hayati olmayan sebeplerle oluşan nakit problemlerini teverruk yoluyla aşmaya çalışmak ihtiyaç halleri için uygun görülebilecek bir akdi istismar etmek anlamına gelir. Ancak eğer nakit sıkıntısı gerçek bir sebebe dayanıyorsa hatta firmalar için hayâtî ehemmiyet taşıyorsa teverruk yapmak da bir beis olmasa gerektir. Hatta böylesi hallerde teverruk yapmak kanaatimizce daha evlâdır. Zira aksi halde nakit sıkıntısını aşmanın yegane yolu fâizle borçlanmak olmaktadır. Şahıs ya da firmaların fâize girmek yerine meşrû gerçek alım satımlarla nakde ulaşmaları İslâm hukûku bakımından anlayışla karşılanmalıdır.

 

Ticaret


Teverruk Nedir?

 Nakit bulmak amacıyla bir şahıstan vâdeli olarak alınan…